“Kan” Farsçada “KAN (کان)” olarak yazılır ve temel anlamı “maden, kaynak, cevher yatağı”dır; Türkçedeki “kan (blood)” ile karıştırılmamalıdır. Kan Farsça Ne Demek? Köken, Günümüz Yansımaları ve Gelecek Perspektifi İtiraf edeyim, kelimelerin izini sürmeyi seviyorum. Hele bir kelime hem gündelik dilde hem de kültürel imgelemde bu kadar güçlü çağrışımlar üretiyorsa, daha da heyecanlanıyorum. “Kan Farsça ne demek?” sorusu da tam böyle bir merak kapısı. Türkçede “kan” dediğimizde akla doğrudan “blood” gelir; ancak Farsçada “kan/کـان (kān)” bambaşka bir dünyayı açar: maden, cevher yatağı, bir şeyin kaynağı. Gel, birlikte bu kaynağın peşine düşelim. Köken: “Kān (کان)” ve “Kandan (کندن)”—Kazmak, Bulmak, Çıkarmak Farsçada “کان…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Kamu Hukuku Hangi Davalara Bakar? – Bir Hikâyenin İçinden Adaletin Yolculuğu Bazı hikâyeler vardır ki, sadece bir dava dosyasında değil, hayatın tam ortasında başlar. İnsanlar farklıdır; kimi çözüm için soğukkanlı bir plan yapar, kimi ise önce kalbiyle anlamaya çalışır. İşte kamu hukukunun neye hizmet ettiğini anlamak için de, bazen bir yasa maddesinden çok, bir insan hikâyesine kulak vermek gerekir. Bir Sabah Adliyede Başlayan Yolculuk Ali, genç bir avukattı. Disiplinli, stratejik ve çözüm odaklıydı. Hukuku bir satranç tahtası gibi görür, her hamleyi önceden planlardı. Karşısında ise Elif vardı; empatisi yüksek, insan hikâyelerini yüreğinde taşıyan bir hukukçu. O gün, ikisi de aynı…
Yorum BırakNabi Ekolü Hangi Akım? Ekonomik Perspektiften Bir Analiz Bir ekonomist olarak, sık sık kaynakların sınırlılığı ile insan ihtiyaçlarının sonsuzluğu arasındaki o kadim gerilim üzerine düşünürüm. Her ekonomik sistem, bu gerilimi dengelemeye çalışır; kimisi serbest piyasa aracılığıyla, kimisi merkezi planlamayla, kimisi ise ahlaki ve toplumsal değerleri merkeze alarak… İşte tam bu noktada, tarihsel bir fikir hareketi olarak Nabi ekolü, ekonomiyle doğrudan ilgilenmese de, düşünsel temelleriyle önemli bir ekonomik paradigmaya ışık tutar. Nabi ekolü, 17. yüzyıl Osmanlısı’nda doğan bir ahlakçı-realizm akımı olarak bilinir. Ancak bu yazıda onu yalnızca edebi bir hareket olarak değil, ekonomik düşünce tarihinin kavramsal araçlarıyla yeniden yorumlayacağız. Çünkü Nabi…
Yorum BırakGülmek İnsana Ne Kazandırır? Felsefi Bir Bakış Filozofların Bakış Açısıyla Gülmek Felsefi düşünce tarihine baktığımızda, gülmek her zaman derin bir anlam taşımıştır. Antik Yunan filozofları, gülmeyi yalnızca bir eğlence veya yüzeysel bir duygu durumu olarak değil, insanın varoluşunu anlamlandırma yolunda bir araç olarak değerlendirmişlerdir. Plato, Aristo ve özellikle Descartes gibi büyük düşünürler, insanın gülmesini farklı açılardan sorgulamış ve bu eylemi varlık ve düşünce dünyamızla ilişkilendirmiştir. Gülmek, fiziksel bir tepki olmanın ötesinde, insanın düşünsel yapısının, etik değerlerinin ve varlık anlayışının bir yansıması olabilir. Peki, gülmek insana ne kazandırır? Bu yazıda, gülmenin anlamını etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden ele alarak tartışacağız. Etik…
Yorum BırakGülle Oyunu Nedir? Siyaset Bilimi Perspektifinden İktidar, Kurumlar ve Toplumsal Düzen Bir Siyaset Bilimcisinin Gözünden: Gülle Oyunu ve Güç İlişkileri Siyaset bilimi, güç ilişkilerinin, toplumsal yapıların ve insan davranışlarının nasıl şekillendiğini anlamaya çalışır. Toplumları derinlemesine incelediğimizde, her bir eylemin, her bir kararın ardında iktidar dinamiklerinin, kurumların ve ideolojilerin izlerini görürüz. Aynı şekilde, sporlar da toplumsal yapıları yansıtan güçlü bir araçtır. Belirli bir spor dalı, sadece fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda toplumsal normların, güç ilişkilerinin ve bireylerin rol beklentilerinin bir yansımasıdır. Bu yazıda, sporlardan biri olan “gülle oyunu”na siyaset bilimi açısından bakarak, iktidar, kurumlar, ideoloji ve vatandaşlık gibi kavramları derinlemesine…
Yorum BırakGülle Atma Kaç Kişiyle Oynanır? Sosyolojik Bir Bakış Bir Araştırmacının Gözünden: Spor, Toplumsal Yapı ve Cinsiyet Rolleri Sosyal yapıları ve bireylerin bu yapılarla olan etkileşimlerini anlamaya çalışırken, sporun da toplumsal yapıyı nasıl şekillendirdiğini görmek oldukça ilginçtir. Gülle atma, fiziksel gücü ve dayanıklılığı test eden, atletizmin önemli bir dalıdır. Ancak sporda kazananın yalnızca fiziksel güçle belirlenmediğini, aynı zamanda toplumsal normlar, kültürel pratikler ve cinsiyet rollerinin de etkili olduğunu düşündüğümüzde, gülle atmanın çok daha derin bir anlam taşıdığını fark ederiz. Gülle atma, tek kişilik bir etkinlik gibi görünse de, aslında bir toplumun geleneksel algılarını, rollerini ve değerlerini yansıtan bir etkinliktir. Bu yazıda,…
Yorum BırakHava Olayı Diğer Adı Nedir? Sosyal Adalet, Toplumsal Cinsiyet ve Doğayla İlişkimizin Derin Yansımaları Bazı kavramlar o kadar sıradan görünür ki, üzerinde durup düşünmeyiz. “Hava olayı” da bunlardan biridir. Yağmur yağar, rüzgâr eser, kar yağar, güneş açar… Peki hiç düşündünüz mü, bu doğa olaylarının toplumsal, kültürel ve hatta sosyal adalet boyutları da olabilir mi? Bugün sadece bir meteorolojik terimi değil, onun etrafında örülmüş düşünce biçimlerini, farklı yaklaşımları ve geleceğe dair sorumluluklarımızı da konuşalım. Hava Olayı Nedir ve Diğer Adı Ne? En basit tanımıyla hava olayı, atmosferde meydana gelen ve doğrudan gözlemlenebilen meteorolojik olaylara verilen isimdir. Yağmur, kar, dolu, sis, fırtına,…
Yorum Bırak“Hanımefendi” mi “hanım efendi” mi? Bir boşlukla kibar olunmaz Şimdiden söyleyeyim: “hanım efendi” yazanlara kırgınım. Çünkü mesele bir boşluk meselesi değil; dilin saygı, sınıf ve cinsiyetle nasıl el ele tutuşturulduğu meselesi. Kulağa yumuşak gelsin diye iki kelimeye ayırmak, kibarlık değil; belirsizliği, hatta hafif bir küçümsemeyi ambalajlamaktır. Benim tavrım net: Doğru yazım “hanımefendi”dir ve bu tartışmayı sadece imla düzeyinde bırakmak, sorunu küçük görmek demektir. Hızlı cevap isteyenlere: Standart ve yerleşik kullanım “hanımefendi”dir; “hanım efendi” ise çoğunlukla ironik, tarihsel ya da yanlış bağlamlı bir parçalanmadır. Mesele yalnızca yazım değil: Boşluğun siyaseti “Hanımefendi” bitişik yazıldığında, bir hitap sözcüğü olarak bütünlük kazanır; “hanım efendi”…
Yorum BırakGetir’de Nakit Ödeme Var Mı? Ekonomik Erişim, Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyaset Bilimi Analizi Giriş: Bir Siyaset Bilimcisinin Bakış Açısı ile Güç ve Erişim Bir siyaset bilimcisi olarak, toplumsal düzenin ve güç ilişkilerinin ardındaki dinamikleri incelemek her zaman ilgimi çekmiştir. Toplumları anlamak, sadece ekonomi, politika veya kültür gibi alanları ayrı ayrı analiz etmekle değil, bu alanların birbirine nasıl etki ettiğini sorgulamakla mümkündür. Bu yazıda ele alacağımız soru, sadece bir ödeme şekli meselesi değildir. “Getir’de nakit ödeme var mı?” sorusu, toplumsal eşitsizlikler, iktidar yapıları, vatandaşlık hakları ve ekonomik erişim gibi derin siyasi kavramlarla doğrudan ilişkilidir. Dijitalleşen bir toplumda,…
Yorum BırakHamur Kuralı: Gerçekten Adalet mi, Yoksa Modern Hukukun Kılıfı mı? Samimi Bir Başlangıç: “Adalet” mi, “Ezber” mi? Bazen bir kural, adaletin temel taşı olarak sunulur ama aslında sistemin konfor alanını korumaktan başka bir işe yaramaz. Hamur Kuralı da tam olarak böyle bir kavşakta duruyor. Hukuk öğrencilerinin kulağına “adaletin terazisi” gibi fısıldanan bu kural, aslında birçok açıdan tartışmalı. Gerçekten hakkaniyeti mi temsil ediyor, yoksa hukuk sisteminin mekanikleşmiş yüzünü mü meşrulaştırıyor? Hamur Kuralı Nedir? Hamur Kuralı, en basit anlatımıyla, aynı davaya bakan mahkemelerin aynı olgular ve aynı taraflar arasında farklı kararlar vermemesi gerektiğini söyler. Hukukun istikrarını korumak, kararların öngörülebilirliğini sağlamak için vardır.…
Yorum Bırak