Sabuna neden kostik konur? Büyükannemin eski sabun kazanından kalan hikâye
Kayseri’de kışın sabahları başka bir sessizlik olur. Hava keskinleşir, sokaklar erken saatlerde daha sakin görünür, evlerin pencerelerinden yükselen sıcaklık hissi insanın içine işler. Çocukluğumdan beri bu şehirde bazı kokuların hafızamda özel bir yeri vardır. Taze ekmek kokusu, sobanın üzerinde kaynayan çayın sesi ve büyükannemin yaptığı doğal sabunların o kendine has kokusu…
Yıllar geçmesine rağmen hâlâ burnuma geldiğinde beni eski günlere götüren bir koku vardır: zeytinyağıyla, emekle ve sabırla hazırlanan ev yapımı sabun kokusu.
25 yaşına geldiğimde günlük tutmaya başladım. Belki de insanın bazı şeyleri yüksek sesle söyleyemediği anlarda bir deftere anlatması daha kolay geliyor. O defterin birçok sayfasında büyükannem, çocukluğum ve mutfakta geçen uzun sohbetlerimiz var.
Bir gün eski defterlerimi karıştırırken yıllar önce yazdığım bir cümleyle karşılaştım:
“Bugün büyükannem sabun yaptı. İçine neden tehlikeli bir şey koyduğunu anlamadım.”
O zamanlar gerçekten anlamıyordum. Çünkü büyükannemin yıllardır yaptığı sabunun içine kostik koyduğunu duyunca şaşırmıştım. Çocuk aklımla kostik kelimesi bana sert, zararlı ve uzak durulması gereken bir şey gibi gelmişti.
Sonra ona sormuştum:
“Babaanne, sabunun içine neden kostik koyuyorsun? Zararlı değil mi?”
Bana gülümseyerek verdiği cevap, yıllar sonra bile aklımda kaldı:
“Her şey miktarında ve doğru kullanıldığında anlam kazanır evladım. Bazen sert görünen bir şey, doğru yerde kullanılırsa temizliğin parçası olur.”
O gün bu sözün ne kadar derin olduğunu anlamamıştım.
Sabuna neden kostik konur? Bilmediğim gerçeği öğrenme anım
Yıllar sonra bu konuyu araştırmaya başladığımda büyükannemin aslında çok eski bir kimyasal dönüşümden bahsettiğini öğrendim. Sabun yapımında kullanılan kostik, yani sodyum hidroksit, yağlarla birleştiğinde sabunlaşma adı verilen bir reaksiyon oluşturur.
İlk duyduğumda hâlâ biraz şaşkındım. Çünkü kafamda şu soru vardı:
“İnsanlar temizlenmek için kullandığı bir şeyin içine nasıl olur da güçlü bir madde ekleyebilir?”
Ama mesele aslında düşündüğüm gibi değildi.
Kostik tek başına cilde sürülen bir madde değildir. Sabun yapım sürecinde yağlarla kimyasal olarak birleşir ve ortaya yeni bir madde çıkar. Yani doğru oranlarda kullanıldığında ve sabunlaşma tamamlandığında, başlangıçtaki kostik özelliğini kaybederek sabunun oluşmasına katkı sağlar.
Bunu öğrendiğimde garip bir rahatlama hissettim. Çünkü çocukken korktuğum bir şeyin aslında doğru bilgiyle anlaşılabilecek bir süreç olduğunu fark ettim.
Büyükannemin sabun günü ve küçük bir hayal kırıklığı
Büyükannemin evinde sabun yapılan günler bizim için küçük bir törendi. Sabah erken kalkılır, eski büyük kaplar çıkarılır, yağlar hazırlanırdı. Ben o zamanlar bunun sadece gelenek olduğunu düşünürdüm.
Bir gün yine sabun yaparken yanına gittim. Elinde ölçülerle uğraşıyor, dikkatlice hareket ediyordu. Onun bu kadar özenli davranması ilgimi çekmişti.
“Bunca yıldır yapıyorsun, hiç korkmuyor musun?” diye sordum.
Bana baktı ve:
“Korkmak başka, bilinçli olmak başka” dedi.
Bu cümle beni düşündürdü.
Çünkü günümüzde birçok konuda hemen sonuç görmek istiyoruz. Bir şeyin adını duyduğumuz anda iyi veya kötü diye karar verebiliyoruz. Ben de kostik kelimesini duyduğumda aynısını yapmıştım. Onu sadece tehlike olarak görmüştüm.
Oysa büyükannem bana başka bir şey öğretiyordu: Bilgi, korkunun yerini alabilir.
Sabuna neden kostik konur? Sabunlaşmanın arkasındaki bilim
Sabunun oluşumu aslında oldukça ilginç bir kimyasal süreçtir. Yağların içerisinde bulunan yağ asitleri, kostik olarak bilinen sodyum hidroksit ile tepkimeye girer. Bu süreç sonucunda sabun ve gliserin oluşur.
Yani kostik burada sabunun temel yapı taşlarından biri hâline gelir.
Sabunun temizleme özelliği de bu yapıdan gelir. Sabun moleküllerinin bir tarafı suyla, diğer tarafı ise yağla etkileşime girebilir. Bu özellik sayesinde ciltte veya yüzeylerde bulunan kir ve yağın uzaklaştırılmasına yardımcı olur.
Büyükannemin bunu bilimsel terimlerle anlatacak eğitimi yoktu belki ama yılların deneyimiyle bu süreci biliyordu. Hangi yağı ne kadar kullanacağını, sabunun ne kadar beklemesi gerektiğini, hangi aşamada hazır olduğunu gözleriyle anlayabiliyordu.
Bazen hayatın içinde öğrenilen bilgiler, kitaplarda yazan bilgiler kadar değerlidir.
Kostik neden doğrudan kullanılmaz?
Bu noktada önemli olan şey, kostik maddesinin güçlü bir kimyasal olduğudur. Saf hâliyle ciltle temas ettiğinde tahrişe ve ciddi zararlara neden olabilir. Bu yüzden sabun yapımında ölçü, güvenlik ve doğru uygulama büyük önem taşır.
Evde doğal sabun yapan kişilerin en çok dikkat ettiği konulardan biri de budur. Kullanılan miktarın doğru hesaplanması, koruyucu ekipman kullanılması ve sabunun yeterince olgunlaşmasının beklenmesi gerekir.
Büyükannem de bunu yıllar içinde öğrenmişti. Sabun yaparken acele etmezdi. “Sabır olmadan güzel sabun olmaz” derdi.
Şimdi düşünüyorum da aslında sadece sabundan bahsetmiyordu.
Bir sabun kalıbının bana öğrettiği sabır
Hayatta bazı şeyleri hemen elde etmek istiyoruz. Yeni bir iş, yeni bir başarı, yeni bir başlangıç…
Ben de üniversite yıllarımda birçok kez sabırsızlandım. Bir şeylerin hemen düzelmesini, emek verdiğim konuların hızlı sonuç vermesini bekledim. Olmadığında ise büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.
Ama sabun yapımını izlerken farklı bir ders aldım.
Sabun hazırlanır, karıştırılır ve sonra beklemeye bırakılır.
O süre içinde dışarıdan bakıldığında hiçbir şey olmuyor gibi görünür. Fakat içeride büyük bir dönüşüm gerçekleşir.
İnsan hayatı da biraz böyledir.
Bazen beklediğimiz dönemlerde aslında değişiyoruz, güçleniyoruz ve hazırlanıyoruz.
Büyükannemin sabun kazanının başında söylediği sözleri yıllar sonra daha iyi anladım.
Sabuna neden kostik konur sorusunun cevabı sadece kimya değildir
Bugün biri bana “Sabuna neden kostik konur?” diye sorsa, sadece kimyasal bir açıklama yapmam.
Evet, kostik sabunlaşma süreci için gereklidir. Yağlarla birleşerek sabunun oluşmasını sağlar. Doğru oranlarda kullanıldığında sabunun temizleme özelliği kazanmasına yardımcı olur.
Ama benim için bu sorunun başka bir cevabı daha var.
Kostik bana dönüşümü hatırlatıyor.
Tek başına sert ve korkutucu görünen bir maddenin, doğru koşullarda bambaşka bir şeye dönüşmesini…
Tıpkı insanların yaşadığı zorluklar gibi.
Bazı deneyimler ilk anda canımızı acıtabilir. Bazı dönemler ağır gelebilir. Ama zamanla bizi değiştiren, olgunlaştıran ve güçlendiren şeylere dönüşebilir.
Okuyucularımıza “Sabuna neden kostik konur” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Pusulaajans ekibi olarak bizi okumaya devam edin!
Eski bir sabun, yeni bir hatıra
Okumaya Değer: Sabuna koku veren madde nedir ?
Geçtiğimiz yıl büyükannemin evinde eski eşyaların arasında küçük bir sabun kalıbı buldum. Kenarları biraz eskimişti ama hâlâ kendine özgü kokusu vardı.
Elime aldığımda çocukluğum aklıma geldi.
O gün kostikten korkan küçük çocukla, bugün bu süreci anlayan yetişkin arasında büyük bir fark olduğunu hissettim.
Bazen hayat bize cevapları hemen vermiyor. Önce sorularla karşılaştırıyor.
“Bu neden böyle?”
“Bunun içinde ne var?”
“Gerçekten korkmalı mıyım?”
Benim için sabuna neden kostik konur sorusu da böyle bir soruydu. İlk başta endişeyle baktığım bir konu, zamanla meraka ve öğrenmeye dönüştü.
Büyükannem artık eskisi kadar sabun yapamıyor. Ellerinin eski gücü yok. Ama onun öğrettiği şeyler hâlâ benimle.
Bir sabun kalıbına bakarken artık sadece temizlik görmüyorum.
Emek görüyorum.
Sabır görüyorum.
Ve doğru kullanıldığında her şeyin bir amaca hizmet edebileceğini hatırlıyorum.
Belki de bazı soruların cevabı sadece kitaplarda değil, yıllar önce yaşadığımız küçük anılarda saklıdır.